Site Rengi

DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
ALTIN 458,62
BIST 1.124
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak
İstanbul
27°C
Mevzi Sağanak
Pts 27°C
Sal 27°C
Çar 23°C
Per 25°C

Bebek katili APO ölüm orucuna başlarsa onu da tahliye edecek misiniz sevgili yargıtay üyesi abiler!.

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı Ramazan ayında oruçluyken şehit eden DHKP-C’lileri alçakça düzenledikleri eylemi gerçekleştirmek İstanbul Adalet Sarayı’na sokan, silahlarını temin eden ve Şehit Kiraz’ın kalleşçe katledilmesinin her saniyesine ortak olan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal isimli cübbeli teröristlerin günlerdir ülke gündemini nasıl meşgul ettiklerini hepiniz ibretle takip etmişsinizdir sanırım!.

Her ikisi de Halkın Hukuk Bürosu denen terör yuvasında olası bir polis baskınına karşı çatışılabilecek özenle yapılmış gizli bölmelerde silahlarıyla beraber yakalandı ve çıkarıldıkları mahkeme tarafından suçları kapı gibi delilleriyle beraber sabitlendiği için normal olarak hapse mahkum edildiler!. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yargıtay, ve çeşitli yerel mahkemeler aracılığı ile haklarında verilen hükme itiraz ettiler ama başvurdukları bütün merciilerin kapıları karıştıkları alçakça eylem ve delillerin fazlasıyla yeterli olması nedeni ile birer birer yüzlerine kapandı!.

Sarılabilecekleri ve kendilerini meşru zemine taşıyabilecekleri tüm argümanları tükettiklerini anlayan terör örgütü DHPK-C, elinde kalan son üç kozu masaya yatırdı!.

Birincisi; sözde muhalefet partilerini milletin duygularını sömürmekle görevlendirdi!.

İkincisi; yakalanan teröristlerin açlık grevine başlayarak meseleyi terör suçu olmaktan çıkarıp bir insanlık suçu gibi halka empoze etmek!.

Üçüncüsü ise; ellerindeki besleme medya ile olayları köpürtüp toplum nezdinde mevcut iktidara karşı köklü bir itibar suikasti gerçekleştirmek!.

Birinci ve ikinci planlarında başarılı olamayan DHKP-C, üçüncü planında kısmen bir başarı elde etti ve Ebru Timtik’in de açlık grevinde ölmesini çok iyi değerlendirerek besleme medyasının marifeti ile Aytaç Ünsal isimli cübbeli terörist için mahkemeden tahliye kararı çıkarttırdı!.

Bir tarafta memleketi için görevi başında adalet uğruna oruçlu iken Şehit edilmiş bir savcımızın akan her damla kanına yapılan ihanet, diğer tarafta o savcımızı Şehit eden bir terörist için mesai arkadaşları ve meslektaşları tarafından ipe sapa gelmez gerekçelerle verilen ihanet dolu bir tahliye kararı!.

Peki yarın ne olacak!.

Cezaevlerinde askerimizi polisimizi kalleşçe katletmiş olan her terörist için, yüzlerce savunmasız çocuğumuzu tecavüz edip öldüren her sapık için, binlerce masum kadınımızı vahşice katleden her cani için, keyfe keder sokakta öldürülen binlerce vatandaşımız içinde bir açlık grevi bahanesini arkasına saklanıldığı zaman tahliye kararı mı vereceğiz şimdi!.

Her şeyi bir kenara bırakalım; Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın anne babası, eşi, çocukları, kardeşleri yarın karşınıza dikilip gözlerinizin içine bakınca, bizim evladımız, babamız, kardeşimiz ne uğruna Şehit edildi diye sorduğu zaman ne cevap verebilirsiniz mesela!.

Koca memleketin adalet sistemi terör örgütü DHKP-C’den gelen bir açlık grevi talimatı ile rafa mı kaldırılıyor, bu örgütün kanlı eylemlerine karşı koymak için canı pahasına çatışmalara giren onca asker ve polisimizin canları kıymetli değil de bir vatan haini örgüt üyesinin canı mı daha kıymetli yani!.

Devlet teröriste hesap sorup yaptıklarının bedelini fitil fitil burnundan getirmek yerine bir açlık grevi karşısında silah bırakacak bir duruma mı düşecek bundan sonra!.

Vakt-i Zamanında Rahmetli Erbakan Hoca’nın ülkeyi yönettiği o karanlık yılları hatırlayın lütfen, Adalet Bakanı Rahmetli Şevket Kazan bugünkü mevcut hükümetin verdiği mücadelenin belki yüz katını DHKP-C terör örgütüne karşı verirken asla böyle ucuz eylemlere pirim vermezken şimdiki mevcut hükümet kat be kat daha güçlü şartlarla böyle bir oyuna nasıl gelir akıl erdirmek mümkün değil!.

Dağda fistanıyla poşusuyla gezen teröriste yaptıklarının bedelini canıyla ödeten bu devlet şehirdeki kravatlı eşkıyayada aynı hesabı sorması gerekirken neden taviz üstüne taviz veriyor!. Nedir dağdaki eşkıya ile şehirdeki eşkıyayı birbirinden ayıran o bizim bilmediğimiz ayrıntı Allah aşkına!.

Terör örgütü üyeliği tescillenmiş heriflere operasyon çekip Belediye Başkanlığı’ndan alıyorlar, makamına Kaymakam veya Vali atayıp yönetime el koyuyorlar, gel gör ki herifler ellerini kollarını sallayarak ortalıkta dolaşıyorlar ve bununlada yetinmeyip kaptırdıkları koltukların hesabını sorma yeminleri ederek devlete parmak sallıyorlar!.

Yahu bu heriflerin terör örgütleriyle bir iltisakı yoksa neden görevlerinden alıyorsunuz, varsa da neden görevlerinden aldıktan sonra ihanetlerinin bedelini ödetmiyorsunuz!. Böyle saçma sapan bir adalet sistemi ile siz ülke mi yönettiğinizi zannediyorsunuz bre gafiller!.

Baklava çalan çocuğun kollarına ters kelepçe tak, sevgilisini darp eden şerefsize müdahale ederken geberen it için onu ölümün elinden kıl payı alan pırıl pırıl gencin hayatını karartıp cezaevine tık, 16-17 yaşında ailelerinin ve kendilerinin rızası ile evlenen çoluk çocuk sahibi adamları aradan on yıl geçtikten sonra ailelerinden koparıp “Tecavüzcü” yaftasını yapıştırıp içeri yolla, “Kadının Beyanı Esastır” sözüne güvenip sevgilisine kızan yollu mahalle dilberinin dudaklarından çıkan iki kelimeye sebep adamı “Darpçı, Gaspçı, Şiddetçi” gibi ipe sapa gelmez nedenlerle sorgusuz sualsiz kodese yolla ama 83 milyonun gözleri önünde canlı yayında memleketin savcısını oruçluyken katledenlere yol yordam gösterip suça bire bir ortak olan bir cübbeli terörist için adaleti elinin tersiyle kenara itip tahliye kararı ver!. Bu rezaleti Allah da kul da kabul etmez!.

Biz millet olarak vatan hainleri için idam beklerken, bizim adalet tahsisçisi beyler idam edilecek teröristleri tahliye edip dışarı salıyor, sokakta tartıştığı kişiye tokat atanları iyi hal indirimi uygulamadan cezaevlerine atıyor!. Bu işte bir terslik yok mu sizce!.

Adalet” denince benim aklıma mazlumun ahını zalimden alan bir sistem geliyor ama bizim memlekette zalim tahliye madalyası ile ödüllendiriliyor!.

En çok da şunu merak ediyorum; bu Aytaç Ünsal denen cübbeli terörist hakkında verilen tahliye kararından sonra yarın hamama giderek kırk tas su ile durulandıktan sonra tövbe falan mı edecek, beş vakit namaza beş vakit daha ekleyip gününü Camii avlularında mı geçirecek, ilk fırsatta Hacca gidip Mescid-i Nebevi’de secdelere kapanarak pişmanlık gözyaşları falan mı dökecek, yoksa zirvede bıraktığı en kanlı eylemlerine kaldığı yerden devam mı edecek hadi kendi kendinize sorun bakalım bu soruyu!.

Koca ülkenin adalet sistemi DHKP-C gibi madde bağımlısı toplamaların oluşturduğu çakma bir terör örgütü önünde böyle diz çöker bir hale düşmüşse kimse benden adalete güvenmemi beklemesin!.

Yazıklar olsun Şehit Mehmet Selim Kiraz’ın kanını yerde bırakanlara!!!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.