Site Rengi

HABER ÖZETİ
Galatasaray Juventus’u kendi sahasında da bozguna uğrattı..
Milletin kazıklayan özel okullara jet soruşturma..
Cumhurbaşkanı Erdoğan Ramazan etkinliklerini eleştirenleri ters köşeye yatırdı!.
Meksika’daki kartel çatışmaları nedeni ile9 bin 500 asker sahaya indi..
Hacılar Külliye’de..
İmralı’dan ikinci aşama mesajı 27 Şubat da gelecek..
Akın Gürlek’e 1 hafta zaman veren Özgür Özel’den tık yok!.
Avrupa Birliği’nden Trump’un ek vergi uygulamasına misilleme..
Mahkeme kurultay davasının İBB dosyası ile birleştirilmesine karar verdi..
Trump İran’ı tehdit etmeye devam ediyor..
Murat Aci’nin katilleri Eylem Tok ve Bülent Cihantimur istenen ceza belli oldu..
Meksika’daki Kartellerin hesaplaşmasında 55 kişi hayatını kaybetti..
ABD yine eşek yerine koyacak sözde Kürt guruplar buldu..
TBMM Başkanı Kurtulmuş CHP Lideri Özel’i ziyaret edecek..
CHP’de Bay Kemâl’i geri getirme operasyonu başladı..
Rusya ile İran arasında 500 milyon euroluk gizli anlaşma..
Gözler yarın Beştepe’deki terör ve emekli ikramiyesi kararında..
İstanbul’da kuduz vakaları patlak verdi..
ABD ile İran arasındaki müzakereler perşembe günü devam edecek..
Özgür Özel’den Abdullah Gül açıklaması..
Gazze’de can kayıpları 72 bini geçti..
Trump küresel vergi oranını yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkardığını açıkladı..
Metrobüsü birbirine katıp “Savcıyım” yalanıyla tehditler savuran köpekperest gözaltına alındı!.
Mazota 2,40 TL zam!. Çok şükür litresi 60 lirayı geçti..
Almanya, Fransa ve İsveç’ten “İran’ı Terk Edin” uyarısı!.
Ronaldo takım arkadaşları ile birlikte oruç tuttu!.
Trump İran’a saldırma girişiminin halâ gündeminde olduğunu açıkladı..
İran’dan BM’ye mektup: Saldırı durumunda meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız..
Laik Atak geçiren ADD’den Bakan Tekin hakkında suç duyurusu..
DEM Parti ortak rapor sonrası taleplerini sıraladı..
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST

Gazeteci Süleyman Özışık’tan İstanbul Sözleşmesi hakkında çarpıcı detaylar…

Gazeteci Süleyman Özışık’tan İstanbul Sözleşmesi hakkında çarpıcı detaylar…
05.08.2020
A+
A-

Türkiye gazetesi yazarı ve Nethaber Genel Müdürü Süleyman Özışık bugünkü köşe yazısında İstanbul Sözleşmesi ile ilgili çarpıcı detaylara yer verdi..

İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili herkes elindekini eteğindekini döktüğüne göre konuşma sırası bana gelmiş demektir.
Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce İstanbul Sözleşmesi’ni eleştiren bir video çekimi yapmıştım.
O videoyu izleyenler hatırlayacaktır.
Sözleşmenin, ülkenin aile bütünlüğünün altına âdeta dinamit döşemek olduğunu söylemiş ve iktidarın bu sözleşmeden geri çekilmesi gerektiğini belirtmiştim.
Ne söylemiştim?
Sözleşmede bahsi edilen “Toplumsal Cinsiyet” kavramının, erkek ve kadından ziyade yeni bir cinsiyet türüne işaret ettiğini, LGBT’lilerin yeni bir cinsiyet türü olarak ilan edildiğini belirtmiştim.
‘Kadına Yönelik Şiddet’in Türkiye’ye oranla Avrupa’da çok daha fazla olduğunu, bizim bu konuda Avrupa’dan ders almaya ihtiyacımızın olmadığını, kadına yönelik şiddetin kendi örf, âdet, ahlak ve inanç ölçülerimizde çözebileceğimizi söylemiştim.
Türkiye’de “Süresiz Nafaka” diye bir sektörün oluştuğunu ve boşanan kimi kadınların bu madde üzerinden ömür boyu ballı nafaka aldığını, bunun büyük bir adaletsizlik olduğunu söylemiştim.
Kadının beyanı esastır” maddesinin, beraberinde korkunç sonuçlar getirdiğini, bir beyan ile erkeklerin; tecavüzcü, dayakçı ve istismarcı sayılabildiğini ve bunun bir cinnet hâline dönüştüğünü belirtmiştim.
Şimdi birileri diyebilir ki İstanbul Sözleşmesi’nde bahsini ettiğin detaylar yok.
Evet yok.
Zaten mesele de burada.
İstanbul Sözleşmesi yeni bir anayasa gibi bize dayatılmış durumda. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda da bugün idare edildiğimiz kanunların pek çoğu açıkça yazılmamış değil mi?
Ama mesele o anayasanın uygulama safhasına, yani mahkeme safhasına geldi mi hepimizin canını yakan kimi adaletsizlikler ve çarpıklıklar ortaya çıkabiliyor.
İstanbul Sözleşmesi de böyle bir şey.
Baktığınızda hiçbir sorun görmüyorsunuz. Ama iş, mahkemelere gittiğinde, bu sözleşmeyle ilgili kanunlar çıkarılıp kararlar verildiğinde işin rengi kendiliğinden değişiyor.
Yukarıda da söylediğim gibi.
Mahkeme “Kadının beyanı esastır” diyor. Bir kadınla asansöre bindiğinizi düşünün. O kadın asansörde tacize uğradığını iddia ettiği an hayatınız kararabiliyor.
Ya da…
Bir kadın herhangi bir kişiyle bir ay evli kalıp ayrıldı mı?
Sonrası bomba!
Kadın gidip başka bir erkekle nikâhsız birliktelik yaşıyor. Ama boşandığı kişi ona ömür boyu nafaka ödüyor. Hele çocuk var ise daha korkunç. Mesela ben, İstanbul Sözleşmesi gereği çocuklarını yıllarca görmeyen insanlar tanıyorum.
Çocuğunu haciz yoluyla annesinden ya da babasından koparan ebeveynler biliyorum!
Nasıl, çok güzel değil mi?
Gelelim LGBT meselesine…
İstanbul Sözleşmesi’nden sonra başlayan “Onur Yürüyüşleri“nin âdeta resmigeçit törenine dönüşmesi bir tesadüf mü? LGBT’lilerin üçüncü cinsiyet olarak tanınması bir tesadüf mü?
Bu işler artık onurlu ve güzel bir şeymiş gibi topluma gösteriliyor, kimse bunun farkında değil mi Allah akşına?
Bakın şunu altını çizerek söylüyorum.
Böyle giderse Türkiye yakında kendi kıyametini yaşayacak. Çünkü LGBT’liler sadece kendi içlerinde bir sapkınlık yaşamıyor. Bu iş böyle giderse yakın zamanda mahalle kafelerine kadar gelecek bu sapkınlık.
Ve her aileden bir ya da birkaç erkek çocuğunu kendi aralarına almanın yolları kendiliğinden açılacak.
Sen!
Evet sana söylüyorum sevgili okur!
Belki de senin erkek çocuğun bunların dünyasını renkli sanıp aralarına karışacak yakın zamanda. Bu işin normal olduğunu, erkek erkeğe ilişkinin ayıplanacak bir tarafı olmadığını söyleyecek senin aslan parçan!
Nasıl, hoşuna gitti mi?
Dahası…
Bu iş burada da kalmayacak emin olun. Bunun sonu erkek erkeğe, kadın kadına resmî nikâh istemeye kadar varacak. Bunun sonu evli iki erkeğin kimsesizler yurdundan evlat edinme isteğine kadar gidecek.
Çünkü bugün sapkın dediğimiz kesimler cesaretini İstanbul Sözleşmesi’nden alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin getirdiği sapkınlığı meşrulaştırıcı kanuni haklardan yararlanıyor.
Sözün özü…
Bir yanda İslam dünyasının lideri olduğunu söyleyen Türkiye. Diğer yandan dünyanın sapkın ve barbar ülkelerinin dayattığı sapkınca sözleşmeleri uygulayan Türkiye…
İkisi bir arada yürümez, yürüyemez.
Sapkınlığı, İstanbul Sözleşmesi ile içselleştiren bir Türkiye, İslam dünyasının lideri olamaz.
Olsa olsa utancı olur!
Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nden hemen ama hemen çekilmesi en doğru yol olur..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.