Ne olmuştu
Milliyet yazarı Zafer Şahin, 22 Kasım’daki “İmamoğlu’na İstanbul freni” başlıklı yazısında şu iddialarda bulunmuştu:
“Bak Kaftancıoğlu, artık tarafını belli et”
“İmamoğlu en son 15 gün önce İstanbul’da bir otelin lobisinde Kaftancıoğlu ile görüşüyor ve adaylık yolunda kendisine destek vermesini istiyor. Hatta rivayet o ki ‘Bak Kaftancıoğlu, artık tarafını belli et. Benimle misin yoksa Kılıçdaroğlu ile mi?’ diye bastırıyor. Ancak aldığı yanıtla adeta şoke oluyor.”

“Sen git önce belediye başkanlığı yap”
“İmamoğlu’nun üst perdeden konuşmasından rahatsız olan Kaftancıoğlu ‘Sen benimle nasıl böyle konuşabilirsin. Bu partinin genel başkanı da yönetimi de belli. Adayın kim olacağı, nasıl belirleneceği belli. Sen git önce belediye başkanlığı yap. Bu işlerle uğraşma’ diyor. Kaftancıoğlu’nun İmamoğlu’na öfkesi bu görüşmeden sonra da geçmiyor. İmamoğlu’nun il yönetimindeki akrabası Ufuk İnan’ı yanına çağırıyor ve ‘Söyle ona işine baksın, belediye başkanlığı yapsın. Bu işlere karışmasın’ diye mesaj yolluyor.”

“Aptal, şizofren, müteahhit kafalı”
Sabah yazarı Mahmut Övür ise 24 Kasım’daki yazısında şu iddialara yer vermişti:
“Bunun son örneği de bu gerilimden bir süre sonra yapılan İstanbul CHP İl Divan Kurulu toplantısında yaşandı. İlginç olan Divan Kurulu üyelerinden birinin İmamoğlu’nun akrabası Ufuk İnan olmasıydı. Kaftancıoğlu, İnan’ın da bulunduğu o toplantıda İmamoğlu’nun hırsını yenemediğini, bir ‘şizofren’ gibi davrandığını söylüyordu. Tabii bu sözlerinin hemen İmamoğlu’na ulaşacağını da biliyordu ve öyle de oldu. Ufuk İnan, toplantıdan hemen sonra İmamoğlu’nu arıyor ve Kaftancıoğlu’nun kendisine ‘aptal, şizofren, müteahhit kafalı’ dediğini aktarıyordu. İmamoğlu bu sözleri duyar duymaz İstanbul CHP il binasına gidiyor ve öfkeyle Kaftancıoğlu’nun odasına giriyordu. Bu tam anlamıyla bir baskındı. Ancak CHP kulislerinde konuşulanlara göre, Kaftancıoğlu bu baskının hedefine ulaşmaması için il binasını terk etmişti.”
