Site Rengi

HABER ÖZETİ
Motorin fiyatı gelen son zam ile 75 TL’yi geçti!.
İran’ın saldırılarında 100 ABD askeri yaralandı!.
Gülistan Doku cinayeti kapsamında Vali Sonel’in eşi de gözaltına alındı..
CHP’li Tuzla Belediyesi de AK Parti’ye geçiyor..
Haluk Levent’ten itiraf mektubu..
Kumarbaz Haluk’a bağış toplayan Oğuzhan Uğur tutuklandı!.
ABD Trump’ın talimatı ile İran’a yeni saldırılar başlattı!.
İran saldırıya geçince ABD’ye köpeklik yapan Kuveyt’i korku sardı!.
“Devlet Yok Ahbap Var” sözü ile milleti galeyana getiren Oğuzhan Uğur tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk edildi!.
Trump ölen ve yaralanan ABD’li asker sayısını kamuoyundan gizliyor!.
Motorine son iki hafta da 10 lira zam geldi!.
CHP’li Başkanın Gezi İhaneti’nde yaptığı alçakça tweetler ortaya çıktı!.
Gazze’de İspanya’nın Dünya Kupası zaferi kutlandı..
2026 Dünya Kupası İspanya’nın oldu..
İran ile ABD arasındaki savaş yeniden alevlenmeye başladı!.
Ekrem’in yaveri Özgür Yeni Parti için patent başvurusu yaptı!.
Yunan siyasetçiden bomba itiraflar: Anadolu da Türkleri Katlettik!.
Bir ülke daha İstanbul Sözleşmesi safsatasından çekildi!.
DEM Parti tetikçilik yapan sokak itlerine ceza verilmesine karşı çıktı!.
Kumarbaz Haluk Levent’i devletten üstün ilan eden dangalaklar sus pus oldu!.
FETÖ’cü kahpeler enkazın yerini tespit edip Yazıcıoğlu’nun ölmesini beklemişler!.
İstanbul’da ticari taksi açılış fiyatı 230 TL’ye yükseldi..
Venezuela’daki deprem felâketinde ölü sayısı 5 bini geçti!.
Haluk Levent’in yardım paraları ile oynadığı yüklü bahisler ortaya çıktı!.
Sırtımıza kambur olan KKTC’de asgari ücret Türkiye’nin iki katı!.
15 Temmuz Hain Darbe Girişimine “Tiyatro” diyen Nasuh Mahruki tutuklandı!.
Haddini aşan Acun Ilıcalı’ya Aziz Yıldırım’dan adamlık dersi!.
Altın yarırımcısını ters köşe yapmaya devam ediyor..
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 kişi tutuklandı!.
Ahbap’a temiz kâğıdı veren CHP’li meclis üyesi için gözaltı kararı!.
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST

Ayasofya ve Sultan Ahmet’in caz ve dans salonu olmasını istemişler!.

Ayasofya ve Sultan Ahmet’in caz ve dans salonu olmasını istemişler!.
13.06.2020
A+
A-

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması yönündeki tartışmalar devam ederken Habertürk Yazarı Murat Bardakçı konuya ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Bardakçı, Ayasofya ve Sultanahmet’in geçmiş yıllarda Resim galerisi ve caz klübü yapılmalarına ramak kaldığını köşe yazısında aktardı.

Ayasofya için ciddi kararların alınması beklenirken Murat Bardakçı “Ayasofya ile Sultanahmet’in 95 senedir bitmeyen çilesi: Resim galerisi ve caz klübü yapılmalarına ramak kalmış, 1945’te de Ayasofya’ya Katolikler talip olmuştu!” başlıklı köşe yazısında çarpıcı detaylara yer verdi.

İşte Bardakçı’nın o köşe yazısı:

CHP İstanbul Milletvekili Prof. İbrahim Kaboğlu geçen gün Meclis’te konuşurken aşka geldi; sadece Ayasofya’nın değil, hâlihazırda zaten müze olan Topkapı Sarayı’nın bu hüviyetinin devam etmesi ve üstüne üstlük Sultanahmet Camii’nin de müze yapılması gerektiğini söyledi…

Aklı başında bir insanın böyle bir düşünceyi değil dillendirmesine, aklından geçirmesine bile ihtimal vermediğim için, bu sözlerin Sultanahmet Camii’nin de Ayasofya gibi müzeye çevrilmesi maksadıyla söylediğini zannetmiyorum.

Prof. Kaboğlu da sonradan yaptığı açıklamalarda böyle bir niyetinin olmadığını zaten ifade etti ama iktidarda bulunduğu 1950 öncesinde ezan, kamet, camiler, mescidler, vakıflar, vesaire gibi konulardaki bazı uygulamalarını geniş bir kesimin hâlâ affedemediği partisinin, yani CHP’nin başını bu sözleri ile iyice ağrıttı!

Öyle hiç lüzumu yokken hümanizm havariliğine soyunup “insanlığın ortak mirası”, “evrensel değerler”, “empati”, “evrensel bakış”, “dünya milletleri ailesi”, yahut “dinlerarası bilmemne” gibisinden tantanalı ama tek taraflı tâvizlerden ibaret kavramlar bol keseden ve düşünülmeden kullanıldığı takdirde netice böyle olur! Acemi politikacının tek bir sözü geçmişteki kararları seksen küsür senedir tartışılan partisini sıkıntıya sokar, iktidara da gerine gerine “Bunların mâlûm zihniyeti işte budur!” deme fırsatını verir.

Ayasofya ve Sultanahmet Camileri zaten tâââ 1920’lerden buyana böyle parlak fikirler yüzünden hiç durmadan çile çekmişler ve müze hâline getirilmekten de büyük dertlerden son anda kurtulabilmişlerdir.

Şimdi, her iki camiin çilelerinden bazılarını anlatayım:

1926’da Millî Eğitim Bakanlığı’nın topladığı bir komisyonda o devrin önde gelen iki ressamı, Namık İsmail ile Çallı İbrahim, Sultanahmet Camii’nin “resim galerisi” yapılmasını teklif etmiş; hattâ sergilenecek tabloların daha iyi görülebilmesi için çatıda delikler açılması gündeme gelmiş ve cinayete millî mimarîmizin kurucularından olan Kemaleddin Bey’in “Siz kafayı mı yediniz?” diye ortalığı velveleye vermesi sayesinde mâni olunabilmişti…

Hadisenin ayrıntılarını komisyonun üyelerinden olan bestekâr Cemal Reşid Rey, 11 Kasım 1963’te Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Atatürk ve Müzik” başlıklı yazısında anlatır:

“1926 Ağustosunda, Maarif Vekili Necati Bey bir Sanayi-i Nefise Encümeni (Güzel Sanatlar Komisyonu) toplamıştı. Bu encümene beni de davet etti. İşte o encümende alınan kararla mekteplerden alaturka musiki tedrisatı (öğretimi) kaldırıldı. Böyle isabetli kararların yanında fazla cüretkârânelerinin de alınmasına ramak kaldığına şahit oldum. Bu encümenimizin reisi rahmetli Namık İsmail ile rahmetli Çallı İbrahim, Necati Bey’e bir dilekçe sundular. Bu dilekçede ressamların eserlerini teşhir edecek bir galeriden mahrum bulunduğu belirtiliyor ve hükümetten bu iş için bir mahal isteniyordu. İstenilen mahal neydi biliyor musunuz? Sultanahmet Camii. Ancak ilâve ediliyordu ki, camide yukardan gelen ışığın az oluşu resimlerin en iyi şerâit (şartlar) altında teşhirine mânî idi. Bunun için kubbede delikler açılması teklif edilmişti! Necati Bey muvafakatini vermek üzere iken rahmetli Mimar Kemaleddin Bey’in pür hiddet yerinden kalkarak söylediği sözlerden sonra bu karardan vazgeçildi. Sanat inkılâplarında isabetli kararların alınmasının ne kadar zor olduğunu o gün unutulmaz şekilde anladım”.

Az kalsın kubbeyi deleceklerdi

Sultanahmet Camii resim galerisi yapılmaktan kurtulmuştu ama Sultan Abdülhamid devrinde otuz küsur sene boyunca devletin idare merkezi olan Yıldız Sarayı bu tartışmadan bir ay sonra, 1926 Eylül’ünde İstanbul Belediyesi’nin bünyesinde kumarhane haline getirildi! Aynı senenin Aralık’ında da Amerikalılar o sırada henüz cami olarak kullanılan Ayasofya’yı “dünyanın en büyük caz klübü” yapmayı teklif etmişlerdi.

New York Times Gazetesi, 16 Aralık 1926 tarihli nüshasındaki haberde “Amerikan Caz Orkestraları Birliği”nin Amerikan Büyükelçiliği vasıtası ile hem İstanbul Belediyesi’ne, hem de hükümete başvurarak Ayasofya’nın kendilerine tahsisini istedikleri yazıyordu…

“İstanbul’daki meşhur Ayasofya Camii’nin dans salonu haline getirilmesi için teklif yapıldı” diye başlayan haber “Bir grup işadamı, bu büyük yapının ibadete uygun olmadığını söyleyerek Ayasofya’nın dans salonuna çevrilmesi için İstanbul Valiliği’ne müracaatta bulundu” deniyor ve bir ay kadar sonra, 1927’nin 11 Ocak’ında “Ayasofya’da caz olsa” başlığı ile çıkan bir diğer haberde de girişim hakkında daha ayrıntılı bilgiler veriliyordu.

Amerikan Büyükelçiliği, habere göre “Amerikan Caz Orkestraları Birliği”nin talebini Türk yetkililere iletmek üzere idi. Caz Birliği, büyükelçilikten Ayasofya’nın akustiği hakkında ayrıntı bilgi istemiş ve mekâna dünyanın en büyük caz orkestrası ile en güçlü saksafonlarını getirmeyi vaadetmişti!

New York Times’ın muhabiri bu ayrıntıları veriyor ama haberin sonunda “Teklif pek destek görmüyor gibi” diye yazıyordu, muhabirin söylediği çıktı ve neyse ki böyle bir rezalet yaşanmadı!

“Gavuru gavura kırdırmak”

Ve, 1945’te bu defa Ayasofya için gelen bir başka teklif:

Abbe Giossue Carlo Prada adında İsviçreli sergi organizatörü, 1945’te Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye bir mektup gönderdi ve Ayasofya Camii’nin Katolik âyinlerine tahsisi için izin talebinde bulundu! Organizatör Prada, tahsisin karşılığında camii bütün masrafı kendisine ait olmak üzere tamir edeceğini söylüyordu…

Prada’nın mektubunun orijinali bugün elimizde değil, büyük ihtimalle arşivlerimizin henüz tasnif edilmemiş bölümlerinden birinde bulunuyor ama talebinden Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde muhafaza edilen bir yazı vasıtasıyla haberdar oluyoruz Ayasofya’da Katolik âyinleri yapılmasına izin isteyen mektup 22 Aralık 1945’te Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç tarafından bilgi için Başbakanlığa gönderilmiş ve Prada’nın müracaatı hakkında bütün bildiğimiz şimdilik bundan ibaret…

Türkçe’de hani “gâvuru gâvura kırdırmak” diye avamî bir deyim vardır ya… Katolikler’in teklifine sırf eğlenmek maksadıyla ve sadece lâfta kalacak şekilde “Olabilir, herhalde mümkündür, belki, bir düşünelim bakalım” gibisinden cevap vermiş olsaydık Ortodoks dünyası nasıl ayağa kalkar ve her iki mezhep aman nasıl birbirine girerdi!

Ayasofya Camii’nin dans mekânına çevrilmesi hakkında New York Times Gazetesi’nde 16 Aralık 1926’da çıkan haber.

New York Times Gazetesi’nin 12 Ocak 1927’deki haberi: Ayasofya’ya en geniş caz grubunu getireceklermiş!

İsviçreli organizatör Abbe Giossue Carlo Prada’nın Ayasofya’da Katolik âyini yapılması talebi ile ilgili yazışma (Cumhurbaşkanlığı İsmet İnönü Arşivi, Yer No: 2/12-35, Fihrist No: 8079).

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.