DEM Parti yine süreci sabote etmeye çalışıyor!.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yürütülen açılım sürecinde “kırılma ve güven krizi” yaşandığını söyledi. İktidarın komisyon dışında adım atmadığını öne süren Bakırhan, Suriye politikalarının süreci sabote ettiğini iddia etti. Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile Meclis komisyonu arasında yapılan görüşmelere ait tutanakların kamuoyuna çarpıtılarak servis edildiğini savunan Bakırhan, bunun “elli yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen ‘Anadolu’dan Görünüm ve Tek Türkiye’ senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesi” anlamına geldiğini söyledi..
DEM Partili Bakırhan, açılım süreci ve Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin Yeni Yaşam Gazetesi’ne konuştu..
‘SÜREÇ DEVAM EDİYOR AMA BİR KIRILMA VE GÜVEN KRİZİ VAR’
“Gelinen aşamada ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinde bir kırılmadan söz edebilir miyiz?” sorusuna Bakırhan, şu yanıtı verdi:
“Süreç devam ediyor ama süreçte bir kırılma ve güven krizi var ve bu kırılmanın sorumlusu bizatihi iktidarın tercihleridir. Süreç başladığından bu yana komisyon dışında iktidar tek bir pratik adım atmadı. Toplumun taleplerini gören, destekleyen bir girişimde bulunmadı. Bunun yerine tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye’ye ayırdı. Suriye’ye harcadığı çabanın binde birini buraya ayırmış olsaydı, bugün bu tablo ile karşılaşmayacaktık. Biz defalarca hem kamuoyu önünde hem de iktidar ve devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu dedik: ‘Suriye dosyasını buradaki sürecin önüne koymayın. Türkiye’de atacağınız her olumlu adım, zaten Suriye’de de çarpan etkisi yaratır.’ Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti. Şunu açıkça görüyoruz: İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye’deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu ama biz parti olarak barış ve çözüm imkanına sonuna kadar sahip çıkacağız.”
4 PARÇALI KÜRDİSTAN İMASIYLA ‘ULUSAL BİRLİK’ MESAJI!
Bakırhan, Kürtlerin son dönemde ‘Rojava’ merkezli gelişmelere karşı hem Suriye, İran, Irak, Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında protestolar düzenlediğini belirterek, bunun “ulusal birlik” açısından önemli bir zemin oluşturduğunu ileri sürdü. Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Uzunca bir süredir çalışması yapılan ulusal birlik için gerekli olan ortak mücadele ruhu meydanda, sokakta, sosyal medyada sağlandı. Dolayısıyla artık siyasal açıdan ulusal birliği sağlamanın psikolojik ve sosyolojik zemini hazır hale geldi. Bu madalyonun bir yüzü.”
Öte yandan, saldırıların Kürt toplumunda ciddi bir duygusal kırılmaya yol açtığını iddia eden Bakırhan, şunları söyledi:
“Tarih boyunca değişen sosyolojiyi ve politik psikolojiyi okuyamayan devletler, tarihin ve toplumun gerisine düşer. Belki mevcut iktidar şu anda konjonktürel olarak belli güç dengelerine yaslanıyor ve iktidar kibri yaşıyor olabilir ama geleceği görmek gerekir. Hem sahadaki gözlemlerimiz ve görüştüğümüz çok farklı çevrelerden insanlar hem sosyoloji ve politik ekonomi açısından bakıldığında Kürtler, Halep’e ve Rojava’ya saldırılardan sonra muazzam bir duygusal kırılma yaşadı. Hükümet temsilcilerinin açıklamaları, medya düzeni ve sosyal medyadaki ırkçı hezeyanlara karşı ne hukuki ne de siyasi bir karşı çıkış olmaması Kürtler açısından kırılmanın en önemli nedenleri oldu.”
‘ÖCALAN’LA GÖRÜŞME TUTANAKLARI ÇARPITILDI’ İDDİASI
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile Meclis komisyonu arasında yapılan görüşmelere ait tutanakların kamuoyuna yansımasına da değinen Bakırhan, bu belgelerin çarpıtılarak servis edildiğini savundu. Tutanakların bağlamından koparıldığını öne süren Bakırhan, bunun “siyasi bir hesap” olduğunu iddia ederek, şöyle devam etti:
”TEK TÜRKİYE’ SENARYOSUNUN FARKLI ARAÇLARLA SÜRDÜRÜLMESİDİR’
“Sayın Öcalan yalnızca bir ‘muhatap’ değil; bu meselenin tarihsel ağırlığını taşıyan, barışın ve demokratik çözümün baş müzakereci adresidir. Barış ve demokrasi çizgisi konjonktürel değil; ilkesel, tarihsel ve siyasidir. Tam da bu yüzden, bugün yaratılan negatif zeminde bu tutanakları araçsallaştırmak, çarpıtmak, bağlamından koparmak iyi niyet değil, art niyet göstergesidir. Üstelik kullanılan yöntem de başlı başına sorunludur. Tutanak dediğiniz şey yorumla, seçmeyle, montajla paylaşılmaz. Tutanak olduğu gibi aktarılır. Aksi, hakikati boğmaktır. İnsanların Sayın Öcalan’a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Elli yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen ‘Anadolu’dan Görünüm ve Tek Türkiye’ senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesidir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni hızlandırmamız gereken bir dönemdeyiz. Sürecin önüne yeni stres testleri koymak kimseye kazandırmaz. Bu kapsamda bu süreçleri yönetenleri ucuz siyasi hesaplara tevessül etmemeye çağırıyoruz.”
‘KÜRT MESELESİNİ HUKUKİ ZEMİNE ÇEKECEK ADIMLAR ATILMALI’
Bakırhan, sürecin yeni bir ivme kazanması için yapılması gereken şeyin niyet beyanlarından vazgeçip somut adımlar atmak olduğunu belirterek, “Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek adımlar atılmalı. Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmeli. Sayın Öcalan ile daha sık, her kesim ile görüşebileceği, sesini topluma duyuracağı sağlıklı diyalog zemininin açılması gerekir. Bu da çatışmasızlığın kurumsal güvencelere kavuşturulmasında itici güç olacaktır” görüşünü savundu.
‘SİYASİ TUTSAKLAR, SEÇİLMİŞLER VE MUHALEFET ÜZERİNDEKİ BASKI KALKMALI’
Bu ay sonunda bitmesi planlanan ortak raporun güçlü ve tüm toplumsal beklentileri karşılayacak içerikte olmasının hayati olduğunu söyleyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Yüzlerce görüşme oldu, tespitler ve olması gerekenler çok net ortaya kondu. Bunlara cevap olmak, siyaset kurumunun ama en çok da yürütme erkinin politik ve ahlaki görevidir. Toplumun istediği, bilimin, sosyolojinin istediği açıktır. Yine buna paralel olarak yargının siyasallaşmasına son verilmeli; siyasi tutsaklar, seçilmişler ve muhalefet üzerindeki baskı kalkmalıdır. Heyetimizin daha sık ve düzenli görüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu zorunlu bir ihtiyaçtır. Önümüzdeki günlerde yeni bir görüşme bekliyoruz.”