Site Rengi

DOLAR 8,3221
EURO 10,1263
ALTIN 499,62
BIST 1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
24°C
Parçalı Bulutlu
Sal 24°C
Çar 26°C
Per 24°C
Cum 20°C

Nur Dinçkan yazdı.. İstanbul Sözleşmesi ve Nitelikli İnsan Arayışı!.

Nur Dinçkan yazdı.. İstanbul Sözleşmesi ve Nitelikli İnsan Arayışı!.

Batı uygarlığı bilimi PUT, teknolojiyi bir din haline getirerek elde ettiği madde başarısına rağmen ahlaki bakımdan tam anlamıyla iflas etmiştir!.

Küresel ölçekte Batı merkezli anlayışın egemen olduğu yer küremizde insanın sürdürdüğü hayat tarzı onun insani/fıtrî
özelliklerini her gün biraz daha yok etmektedir. Fıtratı bozulan insanın hayatının devamı da mümkün değildir. Zaman
göstermiştir ki; insan madde ve dış dünya hakkında ne kadar geniş bir bilgiye sahip olsa da kendi nefsine hakim olacak
güçte değildir..

Allah insanı madde kanunlarını keşfederek bildiği gibi, kendi yolunu çizemeyeceğini bildiği için ona olan nimetini
tamamlayarak hayatı nasıl yaşaması gerektiği bilgisini vahiyle bildirmiştir. Günümüz insanının sürdürdüğü hayat tarzı
insanı bir hayvandan farksız hale getirmektedir..

İnsan hayatını anlamlandırmak için insanlık tarihi boyunca iki yol takip etmiştir:
1. İnsanın kendinden kaynaklanarak anlam vermesi ve fıtri özelliklerinin tabiat kaynaklı olduğunu düşünerek “ben
merkezli” bir anlayışa sahip olması..

2. İnsanın fıtri/insani özelliklerinin kaynağını kendisinden değil Allah’tan bilmesi ve hayatını bu inançla
anlamlandırması..

Yaşadığımız dünyada insanın eşyayla, tabiatla bütün bir insanlık ailesiyle ilgili sorunlarının olduğunu biliyoruz. Tüm bu
sorunların temelinde ahlaki çözülmenin olduğunu görüyoruz..

Ahlaki çözülme sadece toplumların kendi istekleriyle gerçekleşmemektedir. Bu çözülmenin arka planında belirli bir
ekonomi anlayışı, belirli bir kültürel birikim ve siyasi düşünce vardır. Her ahlaki davranışın arkasında da belirli bir
dünya görüşü, inanç ve kendine has bir mantık vardır..

Türkiye’de gelişen tüm olayların arkasında da belirli bir düşünce yöntemi ve kültürel devrim yatmaktadır. Yeni Türkiye
üzerinde modernist-pozitivist bir toplum kurgusu, materyalist bir sosyal bilim düşüncesi, yöntemi, kurumları ve insan
tipi bulunmaktadır. Batı pagan sosyal bilimi ve sosyal düşünce yapısı Türk toplumuna hakim kılınmış ve bu temelde
oluşturulan düşünce yöntemiyle sömürgeleştirilmiştir. Fakat konunun bu boyutu tamamen gözlerden uzak tutularak
kalkınma konuları gündem yapılarak toplumsal “sistem kurucu öz” dikkatlerden kaçırılmıştır..

Materyalist, aydınlamacı, pozitivist düşünce geleneğine göre insanı iki ayaklı dik yürüyüşlü düşünen bir varlıktır. Bu
düşünceye göre insan sadece madde üzerinden tanımlanmaktadır. Bu insan tipinin oluşturmuş olduğu sosyal
bilimlerde siyasal, hukuki sistemler kurmuştur. Allah’ı, ruhu, maneviyatı inkar eden veya paranteze alan bu anlayış
maddeyi araç değil, amaç olarak görmektedir. Örnek olarak kapitalist anlayışı verebiliriz. Buna göre hayatı
anlamlandıran temel ilke; “ben”in daha fazlaya sahip olması, egonun faydasının hazzının en yüksek başarıyı elde
etmesidir. Sonuç olarak; “insan mükemmel bir hayvandır”, “Biyolojik bir makinadır”, “İnsan ile hayvan arasında
sadece bir derece farkı bulunmaktadır..

Cinsiyeti inhiraf etmiş “kadınsı erkek” yahut “erkeksi kadın”; olarak kendini tanımlayabilir. Basitçe ifade etmek
gerekirse, bu insan ekonomik imkanlar içerisinde hazlarını maksimize etmeye çalışan “homo-economicus” bir birey
olarak tanımlanabilir..

İçinde yaşanılan bu sosyal gerçeklikle bilinç sekülerleşmiştir. Ahlâkın kökeninde , Allah değil toplum vardır. Bu
toplumsal yapının etik değerleri olur. Özetle; ahlak sekülerleşmiş, Allah ile bağlantısı kopmuş ve modern dünya ortaya
çıkmıştır..

Bu etiği var eden kültürel dünyanın değiştirilmesiyle ilgili bir çaba olmadan İstanbul Sözleşmesini konuşmamızın bir
anlamı olmaz..

Hayat Allah tarafından bize verilmiştir. Mülkiyeti bize ait değildir. Tüm alem yaratılmıştır. Eşya insan için, insan ise
Allah’a kulluk için var olmuştur. İnsanı yaratan ona fıtratını da vermiş, vahiyle aklının içinde faaliyet göstereceği
ortamı da bildirmiştir. İslâm’da neslin korunmasıyla beraber aklın korunması da vardır. Müslümanlar anlamın kaynağı
olarak vahyi kabul ederler. Düşünmek zihni bir eylemdir. Düşünürken de ahlaktan bağımsız olamayız. İslâm’da ahlak
ile hukuk birbirinden ayrıştırılamaz. Ahlak ve hukuk, içinde adaleti barındırır..

Medeniyetler, toplumlar kendilerini temsil eden insanlar üzerinden tanımlanır. Hangi değerlere göre, kime göre, nasıl
bir kültür anlayışına göre, nitelikli bir insan çıkartılabilir? Sorularına cevap vermeden ilgili sözleşmenin maddelerini
konuşmanın bir anlamı yoktur. Allah, insan cinsini kadın ve erkek olarak yaratmıştır. Kadın ve erkek cinsinin bu
dünyadaki konumunun ne olduğunu yaratıcının indirdiği bilgiden bağımsız toplumlar ve kültürler belirleyemez..

Kul-insan konumundan Batı materyalizmini antik Yunan’ı ve aydınlanmacı geleneği referans alarak oluşan Avrupa
konseyinin desteklediği “Uluslararası sözleşmenin”, sekülerleşmiş dindar ve milliyetçi Müslüman tipler tarafından
destekleniyor olabilmesi sözleşmenin nasıl bir felsefi temele dayandığını incelememiz gerektiğinin önemini bize
kavratmaktadır..

Bu kafası karışık sözleşmenin arkasında, ikircikli karaktere sahip, gri tondaki, hangi medeniyete ait olduğunun
bilincine ulaşamamış müslümanların olması, bize olayın düşünsel arka plânını, neden önemsediğimizi açıkça
göstermektedir..

İslâmi bir toplumun oluşturulması, tüm insanlık için insani ve fıtri bir görevdir..

 

Nur DİNÇKAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.